GERZE‎ > ‎

gerze ayrıntı


TARİHİ
Karadeniz Bölgesi’nin gezmeye görmeye değer, tarihi ve tabiat güzellikleri ile dolu olan Gerze ilçesi, antik çağlardan bu yana toplumlar tarafından yerleşme ve barınak yeri olarak seçilmiştir. MÖ. 1400 yıllarında Gaşgalılar (Gasgaslar) tarafından küçük bir köy olarak kurulan şirin sahil ilçesi Gerze, daha sonra Paflagonya Devleti’nin eline geçmiş, sırasıyla da Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Pers, Büyük İskender, Roma ve Bizans İmparatorluklarının egemenliğine girmiştir. 1214 yılında I.İzzettin Keykavus zamanında Selçuklu Devleti’nin hakimiyetine giren Gerze, bir ara Trabzon Rum İmparatorluğu’nun eline geçmiş, 1459 yılında da Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı İmparatorluğu’na bağlanmıştır. Kayıtlardan ilçenin eski adının Zagora, Gürzühatun, Savetova, Argibete olduğu anlaşılmaktadır, bilindiği üzere Paflagonyalılar Kızılırmak’ın batı yöresine mızraklılar ülkesi anlamına gelen Gezonolit adını vermişlerdir. Gerze adının buradan geldiği sanılmaktadır. 13 Şubat 1956 yılında büyük bir yangın felaketi geçiren ilçe devlet tarafından yeniden imar edilerek modern bir ilçe haline getirilmiştir.

COĞRAFİ DURUMU

Kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Boyabat ve Durağan, doğusunda Dikmen batısı Sinop ile çevrili olan ilçenin yüzölçümü 594 km²’dir. İl merkezine denizden 13 mil, karayolundan 39 km.dir. Samsun iline 132 km. uzaklıkta olan Gerze’nin yükseklikleri 900 metreyi bulan Elma ve Köse Dağlarının yanı sıra Dede Dağı ve Hasan Dağı bulunmaktadır. Köyler; orman içi, orman kenarı, kıyılık ve ovalık olmak üzere üç yerleşim bölgesinde yer almaktadır. 71 köyü ve bir bucağı bulunmakta iken, Dikmen Bucağı 20 Mayıs 1990 tarihinde kendisine 31 köy bağlanarak ilçe olmuştur. Gerze ilçesine bağlı bulunan 42 köy, arazinin meyilli olması nedeniyle dağınık bir yerleşim yapısına sahiptir. Karadeniz ikliminin özelliği olan bol yağışlar nedeniyle zengin bir orman dokusuna sahiptir. Sahilden yükseklere doğru uzanan çam, kayın, meşe, köknar, gürgen, dişbudak gibi ağaçlar bu zengin ormanlarda yer almaktadır. Bunların dışında ormanlar, kızılcık, defne, fındık, böğürtlen, kocayemiş, ormangülü, bodur ardıç ve kavak ağaçlarının yanı sıra çeşitli çayır otlarıyla bezenmiştir. Vadilerdeki çeşitli meyvelikler ve zeytinlikler bitki örtüsünün ayrı bir yönünü oluşturmaktadır. İlçede yaz ve kış ayları arasındaki sıcaklık ortalaması açısından çok büyük fark yoktur. Kışın 7C° dolayında olan sıcaklık ortalaması yazın 20C° ‘ye kadar yükselir. Yıllık sıcaklık ortalaması 14C°’ dir. En sıcak ay Temmuz, en soğuk geçen ay ise Şubat ayıdır. Yıllık yağış ortalaması 690mm.’dir. Yağmurlar genellikle ilkbahar aylarında yoğun olmaktadır. Ortalama açık gün sayısı 47, ortalama kapalı gün sayısı 123, ortalama kar yağışlı gün sayısı 6.2, ortalama sisli gün sayısı 18,6, ortalama bulutlu gün sayısı 194,5′ tir. Ortalama nem oranı % 79 olan ilçede ortalama deniz suyu sıcaklığı ise 14-15C°’dir. Genellikle kış aylarında denizden karayel, gündoğrusu ve poyraz, karadan da lodos rüzgârları eser. İklim ve bitki örtüsünün özelliklerini taşıyan, Altmışdörtoğlu, Güdekoğlu, Avlağısökü, Altunyayla gibi yaylaların yanı sıra çakıroğlu deresi, Sarımsak Çayı, Sarıyer Deresi de başlıca akarsularıdır. Çakıroğlu Ovası ve Dranaz Dağı’ndan doğan Çakıroğlu Çayı’nın meydana getirdiği vadi de bulunmaktadır. Nüfus durumuna gelince; 2000 yılı nüfus sayımına göre Gerze ilçe merkezinin nüfusu 10.002′ dır. Köylerin nüfusu 13.222′ dır. Toplam nüfus ise 23.224′tür. İlçenin yaz nüfusu ile kış nüfusu çok büyük farklılık göstermektedir. Yaz mevsiminin başlamasıyla özellikle Temmuz ayında nüfus otuz-otuz beş bine kadar yükselmektedir. Deniz sahilinde yer alan Gerze ilçesinin doğal güzellikleri, geniş yayla ve orman varlığı ve tertemiz denizi turizme hareketlilik getirmektedir.
EKONOMİK DURUMU

g2wz5
İlçenin 42 köyü bulunmakta olup, 3782 aile tarımla geçimini sağlamaktadır. Yüzölçümü yaklaşık 594 km² olan ilçede yetişen en önemli tarım ürünleri buğday, mısır, tütün, arpa ve yulaftır. Yıllara göre ekiliş alanı değişmekle birlikte sahil köylerinde ayçiçeği ve şekerpancarı tarımı yapılmaktadır. İlçede ziraatı yapılan çeşitli tarım ürünlerinin önemli bir kısmını çiftçiler kendi ihtiyaçları için tüketmekte ve hayvan yemi olarak kullanmaktadır. Ancak, ihtiyaç fazlası mısır ürünü yem fabrikalarına satılmaktadır. 2 adet un fabrikası faal olarak çalışmakta ve 12 kişi istihdam etmektedir. Gerek ekonomik açıdan, gerekse sosyal yaşamda çok önemli ve eski bir yeri olan tütün daha çok sahile yakın köylerde üretilmektedir. 1940′lı yıllarda 250-300 bin kilo tütün üretimi yapılmaktaydı. Tütünler demet sulü, mısır koçanı ile bağlanıyordu. 1963 yılında mavi küf denilen tütün hastalığı hem kaliteyi bozdu hem de miktarı düşürdü. “Tütün ağacı küçüktür, ama düşen ölür” dedirtebilecek kadar olumsuz yönde etkilenmiştir tütün üreticisi. 1980 yılı öncesine kadar, İstanbul ve Samsun’da bulunan şirketler, Gerze tütünü satın alırlar ve Amerika, Rusya, Almanya, Avusturya gibi ülkelere gönderirlerdi. Daha sonraları satış olanakları daraldığından Gerze’den tütün alımını durdurmuşlardır. Tütün; aile tarımı şeklinde yapılmaktadır. Yaklaşık 10.000 kişinin geçim kaynağıdır. İlçenin sanayi kuruluşlarından olan tekel yaprak tütün işleme ve bakım evinde; merkez ve 48 köyde üretilen tütünlerin bakımı, ekspertiz, alım satım ve işlemesi yapılmaktadır. İşleme atölyesi ayda 60 ton kapasitelidir. 118 personel çalışmaktadır. Beta Tekstil Sanayi faaliyetlerini sürdürmekte olup yatırımlarını büyütmektedir. Beta dış ticaret ve sanayi A.Ş. örgü kumaş, kumaş boyama ve konfeksiyon üretimi yapmaktadır. Bunlardan kumaş boyama bölümü faal olup yaklaşık 60 kişi çalışmaktadır. Örgü kumaş ve konfeksiyon bölümleri makine montajı aşamasındadır. Faaliyete geçtiklerinde toplam istihdam 350 kişi olacaktır. Betareks metalize işlik sanayi A.Ş. sim ipliği üretmekte olup 80 kişi çalışmaktadır. Balıksan Balık İşleme Sanayi ve Ticaret A.Ş. balık unu ve yağı üretimi yapmakta olup daimi 10 mevsimlik 20 kişi istihdam edilmektedir. Gerze Tekstil Konfeksiyon Ltd. Şti. bayan dış giyim üretimi yapmakta olup toplam 24 kişi çalışmaktadır. Yenikent Çivi A.Ş. çivi üretimi yapmakta olup 10 işçi çalıştırmaktadır. SİNDE A.Ş.’ye ait toz deterjan fabrikası faaliyete geçmiş olup yaklaşık 45 kişi istihdam etmektedir. Yıllık 30.000 ton kapasiteye sahiptir. Köpüklü tozmatik , sıvı ve sel deterjan üretimi yapmaktadır.
BALIKÇILIK
İlçede balıkçılığın geçmişi tütünden de eskilere dayanmaktadır. Ekonomik hayatın denizcilikle başladığını söyleyebiliriz. Kanuni döneminden beri süregelen tekne yapımcılığı günümüzde halen yapılmakta olup balıkçılığın geleneksel bir meslek olduğunun bir göstergesidir. 1961 yılında kurulan Balıkçılık İstihsal Satış Kooperatifi ihtiyaç fazlası balığı diğer kentlere pazarlar. İlçede 62 aile geçimini balıkçılıktan kazanmaktadır. Balık avının başında hamsi gelmektedir. Yöremiz ekonomisinde en büyük canlılığı hamsi getirmektedir. Hamsiden başka avlanan palamut, zargana, kefal, levrek, kötek, torik, lüfer, pisi kırlangıç, kalkan balıkları da geçim kaynağını oluşturmaktadır. İlçede 2 adet balık unu ve yağı fabrikası mevcuttur.
MEYVECİLİK VE SEBZECİLİK

40


Birçok meyve ve sebzenin yetiştirilmesine uygun iklim koşulları mevcut olup başta elma, armut, incir, zeytin olmak üzere ceviz, fındık, erik, kiraz, ayva gibi meyveler yetişmektedir. Çiftçiler öncelikle kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra kalan ürün iç pazarlarda satılmaktadır. Son yıllarda aile işletmesi tipinde sebze ekimi ve seracılık yaygınlaşmaktadır. Karpuz üretimi de bu yörede gelişme gösteren bir uğraş dalı durumundadır. Sebze tarımı her geçen yıl gelişme göstermektedir. Başta patates, fasulye, salatalık, domates, biber, pırasa, lahana, marul, ıspanak, kabak, bamya, bezelye gibi ürünler yetiştirilmektedir. Çiftçilerin ihtiyaç fazlası ürünleri iç pazarlarda satışa sunulmaktadır.
HAYVANCILIK
Hayvancılık, çiftçilerin en önemli geçim kaynaklarından biridir. İlçede 15.250 baş sığır ve manda, 20.000 baş keçi ve koyun, 1.500 baş tek tırnaklı, 35.000 adet kümes hayvanı ve 3.300 adet ilkel ve fenni arı kovanı mevcuttur. Çiftçiler hayvansal ürünlerin bir kısmını kendi gereksinimleri için tüketmekte, süt, yumurta, peynir, bal, yoğurt, tereyağı, yün gibi ürünlerin pazarlamasını yapmaktadır. Torbalarda satılan yoğurtlar oldukça lezzetli ve tüketimi fazlacadır. Hayvancılığın geliştirilmesi için modern besi ahırları yaptırılmakta, yem bitkileri ekimi yaygınlaştırılmaktadır. İlçe Tarım Müdürlüğünce her yıl çiftçilere 2000 adet civciv dağıtımı yapılmaktadır.
SOSYAL VE KÜLTÜREL YÖNLERİYLE GERZE
Bir toplumun düşünce dengesidir eğitim ve kültür. Kendi gelenek ve görenekleriyle, yaşadığı çağı kaynaştıran, her türlü yenilikleri benimseyen Gerze, sosyal ve kültürel yönden gelişmiş yüksek bir eğitim ve kültür seviyesine sahip bu özelliği ile tanınan ilçelerimizden biridir. Gerze ilçesinde bünyesinde Yabancı Dil Ağırlıklı Lise bulunan 1 Genel Lise 1 Çok Programlı Lise (Muhasebe, elektrik, mobilya ve dekorasyon ve metal işleri), 1 Anadolu Lisesi, İmam Hatip Lisesi ve Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi olmak üzere toplam 5 lise ile 37 ilköğretim okulu (okullardan 8 tanesi bağımsız) bulunmaktadır. İlçe merkezinde sosyal yaşam deniz mevsiminin başlamasıyla hareketlilik kazanır. Sahiller ve plajlar gece geç saatlere kadar dinlenen ve eğlenen insanlarla doludur. Bu zamanın boşa harcanması anlamında değildir. Yaşadığı dünyaya her zaman penceresi açık insanlar topluluğudur Gerze. Yaşamının farkındadır. Çağdaş, eğitime önem veren, düşünen, üreten, hoşgörülü, sanat sever insanlardır. Ancak, iş sahasının sınırlı oluşu büyük kentlere göçe neden olmaktadır. Bu kentlerin başında İstanbul, Ankara ve İzmir gelmektedir. 13 Şubat 1956 yılında büyük bir yangın felaketi geçiren Gerze, yeniden imar edilmiştir. Devlet tarafından yaptırılan evler, büyük bölümü sağlıklı, yaşam koşullarına uygun olup gecekondu tipi evler hiç yok denecek kadar azdır. Bu nedenle her yıl kutlanan 18-20 Temmuz Gerze Deniz Şenlikleri, yangından sonra felakete uğrayan vatandaşlara yapılan hizmetlerin en son bitirildiği tarihten gelen anlamlı bir gündür. Geçiminin büyük bölümünü tarıma dayalı olarak sürdüren köylerde yaşama standardı ortalama düzeydedir. Arazinin meyilli oluşu dağınık yerleşim biçimine neden olmaktadır. Evler genellikle ağaçtan yapılmış olup alt kısmında hayvan damı vardır. Köy yolları ham yol olduğundan fazla yağış nedeniyle sık sık heyelan olmaktadır. Bu da ulaşımı olumsuz yönde etkilemektedir. Elektriksiz ve telefonsuz köy bulunmamaktadır. İçme suyu şebekesi bazı köy ve mahallelerde mevcut olup ekseri köyümüzde bulunmamaktadır. Yeni belediye olan Yenikent Belediyesi’nde çalışmalar devam etmektedir. Sağlık hizmetleri 15 yataklı Sağlık Merkezi, Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezi, 5 Sağlık Ocağı (Merkez, Karlı, Yenikent, Soğuksu, Sarımsak) vasıtasıyla yürütülmektedir. Ayrıca 22 köyde Sağlık Evi mevcut olup, bunların üçünde ebe bulunmaktadır. Sağlık hizmetleri 13 doktor, 43 yardımcı sağlık personeli, 22 genel idari hizmetler sınıfında olmak üzere toplam 78 personel ile yürütülmektedir. Sağlık Merkezinde 1 ambulans, Merkez Sağlık Ocağında 1 ambulans ve 1 binek oto, Yenikent Sağlık Ocağında ise 1 ambulans bulunmaktadır. İlçe Sağlık Merkezinde ayrıca röntgen ve laboratuar hizmetleri de verilmektedir. İlçede hava kirliliği problemi bulunmamaktadır. Artan nüfus karşısında ekonomik ve sosyal nedenlerden dolayı köyden kente göç, diğer bölgelerimizde olduğu gibi ilçemiz ve köylerinde de olmuştur. Kentlileşen köylülerimizi daha çok genç nüfus teşkil etmektedir. Köyleriyle bir bütün oluşturan ilçemizde; “Kız çocuğu okuyup da ne olacak?” zihniyeti tamamen kalkmış olup eğitim ve öğretime gerekli önem verilmektedir. Örgün eğitimin dışında yaygın eğitim faaliyetleri de gerek ilçe merkezinde gerekse köylerimizde yetişkin eğitimi ile ilgili faaliyetlerini sürdürmekte olup Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün doğumunun 100. yılı nedeniyle 23 Mart 1981 yılında yeniden başlatılan okuma-yazma seferberliği ile çok sayıda vatandaşımızın okuma-yazma öğrenmesi sağlanmıştır. 1999-2000 öğretim yılında da okuma-yazma seferberliği çalışmalarımız sürdürülürken bu güne kadar toplam 472 okuma-yazma kursu açılıp sonuçlandırılmış, sonuçlanan bu kurslarımızda 2462 kadın, 1216 erkek toplam 3678 vatandaşımıza okuma-yazma öğretilerek okur-yazarlık belgesi verilmiştir. Buna göre okuma-yazma seferberliğinin başlatıldığı 1981 yılında okuma-yazma oranımız %72 lerde iken bugün 14-44 yaş gurubunda %98,7′ ye, 45 ve yukarı yaşlarda %89,4′e genel okur-yazarlık oranımız ise %96′ya yükseltilmiştir. Okuma yazma oranımız %100′e ulaşıncaya kadar çalışmalar sürdürülecektir.

39

Sanat ulusların ortak dilidir. Gerzeli sanatı sever sanatçıyı sever sahiplenir. Her yıl amatör tiyatro ekibi yeni oyunlarla gösterilerini sunarlar. Çalışmalarını çevre il ve ilçelerde de sergileyerek, zamanlarını iyi bir şekilde değerlendirmiş olurlar. Zaman zaman gençlerin düzenlediği müzikli eğlence programları özendirici uğraşlardan biridir. İlçede, Gerze Spor ile Esnaf Spor Kulübü adı altında iki spor kulübü bulunmakta olup faaliyetini sürdürmektedir. Okullar arasında kros yarışmaları, basketbol, hentbol, voleybol karşılaşmaları düzenlenmekte, 23 Nisan 1986 tarihinde yapılan stad gençlerimize her türlü açık hava sporlarından yararlanma olanağı sağlanmakta, ilçemiz kapalı spor salonunda gençlerimiz salon sporları yapmakta ve ülkemizin çeşitli yerlerinden gelen sporcuların ilçemizde kamp ve müsabaka yapması ilçemize hareketlilik kazandırmaktadır. 1981 yılında açılan Atatürk Kütüphanesi 9420 adet kitap ve 441 üyesi ile hizmetini sürdürmektedir. Kütüphaneden daha çok öğrenci gençlik yararlanmaktadır. En çok edebiyat ve tarih kitaplarına gereksinim duyulmaktadır. 1991 yılında açılan bir matbaası vardır. İlçede bir adet sinema bulunmaktadır. Sinema daha çok kış mevsiminde düğün ve diğer sosyal faaliyetler için kullanılmaktadır. Folklorik dokusu araştırmaya değer bir yapıya sahiptir. Bununla ilgili çalışmalar sürdürülmekte olup kamuya yansıtılmamış bir de türküsü bulunmaktadır. Yerleşim bölgelerine göre giysi farkı dikkati çekmektedir. Başlık parası yakın köylerimizde kaldırılmış ise de uzak köylerimizde hâlâ devam etmektedir. El sanatları ile ilgili dokumalar günlük gereksinim olmaktan çıkmış daha çok hazır eşyalar egemen olmuştur.
PLAJLAR, GEZİ VE MESİRE YERLERİ
Gerze’nin tüm sahillerinde çam ormanları denizle kucaklaşır. Çalboğaz Koyu, Bedre Koyu, Değirmenler Mevkii, Uçuk, Hurma, Caymaaltı, Kargasa piknik ve denize girme yerleridir. 
AV TURİZMİ – BALIKÇILIK
Devamlı düzenlenebilen domuz sürek avı, mevsimine göre ördek, çulluk, tavşan, bıldırcın avları yapılabilir. İlçenin tüm kıyıları orta ve sualtı balık avına çok uygundur. Balıkçılık ilçenin en eski geçim kaynağıdır. Hamsi, kalkan, kefal, torik, palamut, mezgit, tirsi, ispari, sarkan vb. balıklar avlanmakta olup son yıllarda deniz kirliliği ve yanlış avlanma balıkçılığı olumsuz yönde etkilemiştir.

212

İDARİ DURUM
Gerze ilçesinde Merkez ve Yenikent olmak üzere 2 belediye ve 42 köy vardır. Gerze Belediyesi; Çarşı, Hamidiye, Köşk, Cumhuriyet, Atatürk ve Ondokuzmayıs Mahallelerinden, Yenikent Belde Belediyesi; Çeçe, Çalboğaz ve Boypınar Mahallelerinden oluşmaktadır. Coğrafi durumun olumsuzluğu nedeni ile köylerimizde dağınık bir yerleşim görülmekte olup 262 mahalle mevcuttur.

Çeçe Sultan Türbesi:
İlçemize 15 km uzaklıkta Çeçe Köyü’nde bulunan Çeçe Sultan Türbesi, yıllardan bu yana ilçeyi ziyaret edenlerin büyük bir arzuyla görmek istedikleri, dileklerde bulundukları bir ziyaret yeridir. Yapılan araştırmalara göre ,Çeçe Sultan’ın asıl adının Seyyid Muhammed olduğu, Horasan’da yaşadığı, babasının adının Seyyid Abdullah olup, 12 İmamdan Musa Kasım’ın torunu olduğu sanılmaktadır. Yine araştırmalara göre MS.. 1071 yılında Büyük Selçukluların Malazgirt Savaşı’ndan sonra İslam Dini’ni yaymak amacıyla Çeçe Sultan’ın bir grup mücahitle birlikte Anadolu ‘ya akınlar düzenlediği anlaşılmaktadır.Öyle ki, türbesinde bulunan kılıç ve sancak da bunu kanıtlamaktadır.Çeçe Sultan Türbesi’nin nasıl ve ne zaman yapıldığı hakkında kesin bir bilgi yoktur.Yalnız türbe içinde Çeçe Sultan’ın kendi ve çocuklarının tabutu ile eşyaları korunmaktadır. Mimari yapısı yontma ve yığma taşlardan yapılmış ve harcı kurudukça sertleşen bir çeşit kum ve kireç karışımı olan Çeçe Sultan Türbesi’nin kapısında tarihi bir geyik boynuzu ile anlamı henüz çözülememiş dekoratif yazılar bulunmaktadır. Türbenin önünde yıllar öncesinden günümüze kadar  bağlanmış renk renk çullar içinde saçların bulunduğu bir ”Dilek Ağacı” ile silindir şeklinde bir”Dilek Taşı” da ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

Esma-zade Mustafa Paşa Camii (İskele Camii):
Caminin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber 1704 yılında onarım gördüğü bilinir. Günümüzde İskele Camii diye bilinen bu yapı taş yığma olarak yapılmış, ahşapla örülmüştür.

Gerze Feneri:
Karadeniz’in hırçın dalgaları arasından geçip giden gemilere göz kırpan fener, ilginç mimari yapısıyla dikkat çeker

Yangın Evleri:
Gerze 1956′da geçirdiği büyük yangın sonrası modern bir çehreye bürünmüştür. Yangın evleri; düzenli, planlı ve bahçeli şirin yapısıyla gezenlerin beğenisini kazanmaktadır

011

Gerze KazasıAyancık Hükümet TabibiBahattin BİRİNCİ KISIM Karadeniz sahilinde Sinop ve Samsun Livaları arasında şimalı garbinden cenup Şakiye doğrumünhavif vaziyette Şarkan Karadeniz ve Bafra kazası Şimalen yine Karadeniz ve Sinop Livası ile Ayancık cenuben Boyabat Vezirköprü garben yine Boyabat kazaları arasında kâin ormanlık ve dağlık bir kıt’a arazı olup mesai sathıyesi takriben 60 – 70 Km kare raddesindedir. alınmış rakam olmadığından dağların hakiki yüksekliği hakkında kat’i bir verilemez seda Bin ila halı en yüksek ad edilen Armudcuk ve helalcık kaşları sarnie ziyaret tepesi Güllü kıragı Sekecek küplüce kaşları gibi 600 – 700 metre irtifa’ı tecavüz edememektedir. Kaza orman idarelerince ıhzar edilmiş hususiyet ve mesaha cetvelleri olmadığından ormanlarının derecei serveti hektar itibarıyle vusati malum değildir. Ancak elyaum dağların onda üçü Kesif ormanlarla beşı alevasat köylülere koruluk gibi İhtıyacat bünyelerine müsait ve ikiside suyu idare ve israf sebebi ile mahvedilmiş gariban kalmış tepelerden ibarettir.Ormanlar en çok çam cinsinden sarı ve kara nevileri Meşe Karameşe gürgen ve kayın ağacına havidir.Ormanları mukaddema inkıraz bulmuş bulmuş olan cıbolde derecesi harare tehvılati dolayısı ile vukva gelen genişleme ve daralma gibi tesırati hükmiye yağmur suları elektrikiyet gibi alaım ve suların ve havanın terkibatındaki muvellıdulhumuzanın tesiratı ile hamızı karbon yosun nebatat teşkili gibi kimyevi ve hayatı hadısat kısır tarabı tahvil etmektedir. Bu zümreden olmak üzere Bolalı Gürsökü karıyeleri civarında Şahinkaya Sarnıç karşısında açık dağ Yamacık civarında yamacık dağı Gürsüfet civarında Şeyh Hüseyin Tepesi çay ağzında denizli ve şahin kayaları zikre sayandır. Böylece gediklenmekte olan cıbalın günden güne irtifalarını kaybedereli satih tevabide tahvilat daimeyi mucip olmaktadır.Sahilden itibaren dahile doğru gidildikçe irtifa başlar bununla beraber en münlezih dahili akşamdan madut olan Sarnıç, Sarımsak,Saray,Büyükdağ,Yaykın gibi mıntıkalarda zemin kütle halinde Serl gresi ve granit taşları ile bazı kısımlarında daha ziyade çakıl taşları ve mesamatlı kumlarla kiliş taşlarından tevekküp edildiği meşhut olur.Şu sebepten dolal bu kısım arazı üzerinde sular kükürt kesp edilemeyeceğinden rutubet mikrakları ve tefessüh ocakları husule gelmez muvafık hıfzı sıhat bir zemin vaziyete bihak şaheste olur.Yukarıda şematik suretle taksim ettiğimiz vechle bu cebelin eteklerinde Vasatlarında kısmen zirve ve ona yakın akşamda bulunduklarında hatlı belalavdan geçen bir seyyah bulunduğu mevki’in tarafındaki yerleri kuşbakışı seyir eder.Hattıbala üzerinde oldukça müsait yaylalar vardır hayvanlara mera hizmeti ifa eder.Sahile yakınlaştıkça zemin daha ziyade kıymet küllısı’lı ve en sahil ve mecralar civarında salsallı topraktan meskundur. Yosul kısmında tuğla ve kireç ocakları çalışır. Şarktan garge doğru takip edelim 1- Bafra’nın Alaçam kazası ile fasıl teşkil eder Celevit Çayı beş çam tepelerinin eteklerinden çıkar ve sağdan soldan inzimon eden şebatı taliye ile birikerek küplü ağzı karıyesini solunda bırakarak ‘’Celevül’’nam mevkide denize dökülür.Bu çayın mecrası gayrı muntazam ve taşlık olduğu gibi suyunda mebzul olmadığından mecra genişletmesine elverişli değildir. Boyu 30 Km. tahmin edilmektedir. 2-

s6300606

KANLI ÇAY : Soğuk dağ Uzun öz dağlarının eteklerinden çıkar ve etrafı şubeler alarak cenuptan şimali şarkiye müteveccih çayağzı mevkiinde denize dökülür. Muntakanın en zengin bir suya sahip olup çıkışa yakın yeni Cuma mevkiinde ilkbaharlarda geçit vermediği vakidir. Mecrası taşlık ve bazı mahallerinde kayalar içinden ceryan edildiğinden seyrisefaine elverişli değildir. Uzunluğu 45 – 50 Km. takdir edilir.nansıkına harpten mukaddem su kuvveti ile müteharrik kereste fabrikası mevcut iken elyevm harap haldedir. 3- SARIMSAK ÇAYI: Uzun Öz yaylalarının eteklerinden çıkar ve keza ufak tefek sularla birleşerek şimalı şarkiye tevcihle Yaykıl ve Dereyere mevkileri arasında denize dökülür.Buda diğerleri gibi yazın azaldığından etrafı kısmen çorak ve taşlık olduğundan seyir sefere kabiliyeti yoktur.Uzunluğu 50 Km. takdir olunur. 4- KIRK GEÇİT ÇAYI: Bu çayın yatağı munhanı ve yılankavı olduğundan bu isim verilmiş Sarnıç, Sorgun eteklerinden çıkar ve ehemmiyetsiz bazı suları alarak Çakıroğlu iskelesi civarında denize dökülür. Bu suyun başına yakın bir kereste fabrikası mevcuttur.Uzunluğu 35 Km ye yakındır. BATAKLIK: Eşbu sular taşma zamanlarında resubat uzvıyeyi balçıklı toprağı nakil ederek mustevi akşamlarda telt edilmekte olduklarından gayrikabil nufuz üzerinden bazı kalk teşkil eder bu akşam ise azemi 8 Km² bir satıh ile işgal edilmeyeceği cihetle yerine göre mecrayı islah ve tamir gibi ameliyelerden yerine muracaatla ve ahalının gayret vesayilnden bilistifade pek az masrafla sıhhat için zararsız hale getirilebilir. MADEN : Arazının derece ve nevi madenini Hafikyat ve keşviyol müstenit bir malumata sahip değilsekte yağkulplu Yordan Karıyeleri civarında ve sair bazı mahallerde maden kömürüne tesadüf olunmakta imiş. NEBATA : Ormanlarda çıdem ratura ıstıramınyum serhes munit gelincik papatya ve kasabalarda ihlamur gibi nebatat mevcuttur. ZIRAAT: Sahil kısımlarda buğday, mısır, arpa, nohut, bakla,fasulye, mercimek gibi hububat ve tütün dahili ve cebali kısımlarda bunlarla beraber daha ziyade sıyez, gernik keten fasulye ekilir.seneri birkaç yüz ton mısır, buğday, arpa ve tütün ihraç edilir.Kasabanın etrafı bağlarla çevrili olup evvelce mevcut olan üzüm arız olan floksura hastalğından harap olmuş ancak inci, elma, armut, hurma,erik, kızılcık şeftali ve saire yetişmektedir. Buda ihraç mahallinde yetiştirilmektedir. HAYVANATIEHLİYE: Gerze’nin tavuk ve horozları her ne kadar bir kıymete haiz ise de maalesef bu cinsin nesli inkıraz bulmak üzredir. Kümes hayvanlarından diğerlerine rağbet büyük değildir. Yumurtacılık ciddi bir sanat ve kar temin edilmekle ve beherinde 1440 yumurta bulunan sandıklardan bir haftada 25- 50 sandık ihracat yapılmaktadır.HAYVANATI VAHŞİYE: Kışın dağlarda kurt, çakal, yaban domuzu, ayı, tilki avı yapılır. Yaban domuzları ziraate bilhassa mısıra büyük zarar eylemektedir. Bu sebepten geceleri tarlalarda sabaha kadar gözlenirler. O zamanı kışın köylüler meccanen dağları tarama usulü arayarak geçit noktalarında tüfek tetikte olduğu halde ürkütmüş oldukları avı telef ederler porsuk, samur, gelincik gibi hayvanat dahi mevcutsa da nadir tesadüf edilirler. İKİNCİ KISIMİKLİM: Gerze Kazası asyayı Türki taksimat sıhhiye derecesi olan + 15° ve + 25° hututa mütesavı harareleri arasında kain olmakla beraber faslı Erbanın müddeti devamına ve iklimin gösterdiği ve bizim 335- 336 senelerindeki tetkikatımıza göre daha ziyade mutedil iklim meyanında tadada şayan görülmektedir.MEVSİM: Kış Aralık ve bazen de Ocak haftaş başlar.Mart nihayetine kadar devam eder. Takriben 100 gün devamı vardır. Köylüler bu mevsimde kar tipilerine maruz kaldıklarında donmaya duçar olurlar.Her sene birkaç kişi donmadan ölür

gerzea02

. BAHAR: İlkbahara Nisan başlangıç ve Haziran sondur. 93 gün devam eder bu mevsimde bazen 40 gün kadar sıra ile bir miktar yağmur yağar. Bazen de tamamen kurak gidere ziraate zarar verir. Yağmurlu giden senelerde atide arz edileceği vechle harareti havaiyenin tahvili düşkün bir derece olunca rutubet derecesi artarak kıştan sure gelinup gelinmiş olan rusube vahamet eder. Y A Z: Hazirandan Eylül ortasına bazen de gayesine inkişaf eden yaz 80- 89 günden fazla devam malik değildir. Sahil ve vasat kısımlar hasatlarını bu zamanda yapalar. SON BAHAR: Eylül ortası ile başlayan son bahar ocak ayına kadar devam eder.100- 110 gün tahmin edilir. Senenin buraca en uzun mevsimidir.Yazı geç giren dağlık kısımlarda hasat teşkil eder ve bazen de Eylül Ekimlerde başlayan sürekli yağmurlarla hasat vakti geçirerek köylüler mahsulünü toplayamazlar yığınları altı terke mecbur kalırlar. VASATI OLARAK KAZA TAHVILAT HAVAİYE DERECESİ

SONBAHARYAZİLKBAHARKIŞSENELER

DERECEİ BİYOSİT VE RUTUBET Rutubet derecesi ancak mıkyası rutubet ile kabili takdir bir keyfiyet ise de tetkikatımıza istinaden beyan ederiz ki rutubet kışın mutedil ilkbaharda çok ve yazını öğleden evvel dokuza kadar ziyadece dokuzdan sonra azalır. Sonbaharda ise sabahları daha hafif ve fakat ikindiye doğru yine ziyade ve akşam üstü tamamen yabuset kesp eder.Derecei hararetin yüksekliği ile mebsuden mutenasip olup rutubet çoğalma keyfiyeti maddi suretle tıba hizmet eden tıbbiyeden doktora verilmesi derecei vecibedir. Mesrudat salıkaya nazaran ilk ve sonbaharlarda bu soğuk ve rutubet romatizma yapmakla beraber zatulrie zatülcenp hastalıkları alevlendirilir.RÜZGAR: Kışın ve kısmen sonbaharda kazada gayet şiddetli bir rüzgar olmaktadır. Lodos, lodosun derecei şiddeti fırtına derecesi olarak saniyedeki 20-25 metre suratı geçer. Limandaki çifte demirli gemiler demir tarar. Bu sari hava cereyanları rutubeti beliğ etmekle beraber kışın büyük soğuklar doğurur. Kar tipleri ve donma vakaları bu sebepten olur. Fakat ilkbahardaki havai nesimideki su buharları çoğalmakla beraber rüzgarlar heman mağdum hükmünde hararet havaiyede tahrir gayri mahsus derecede bulunmakla tahsil edilen sis rutubeti bilteyzit soğuk algınlıklarına ve bundan dolai hastalıkları hazırlar. Yazın ; gündü zleri gündoğrusu ve karayel kertelerinden munavebe ile vezan olur.Toprağı ve havayı nesimiyi tafif eylerler. Bu sebeptn hava dokuzundan sonra daha taze ve tahrir edilmiş bir haldedir.Gece ise satıhları hararetle soğuyan cisimlerin neşrettikleri hararet vadiler boyunca zuhur eder mutedil ve latif (DIŞARI RUZGARLARI) rüzgarları doğurur. MIKYAS DERECESİ: 1336 senesi sonbaharında kırk yedi gün yağmur yağmış ve bilhassa 540 mm peyda etmiş. Mamafi bir senede kazaya düşen yağmur miktarı ölçülürse vasatı olarak 1000 ila 1600 mm’yi muhafaza eder. MADENSUYU: Gerze’nin 5-7 Km. mesafede 200-300 m. İrtifada acı su karıyesi dahilinde bir maden suyu mevcuttur. Bu su (ACI SU) namile maruftur asırdıde kavlağan ağaçlarının önünde1m. kutrunda ve 1,5 m derinlikte adi duvar taşları ile örülmüş olan bir kuyunun dibi ve civarından çıkar bu su yarım asırdan beri burada bu halde çıkarmış. Yazın ve kurak mevsimde dereceyi hararet + 5 11, + 5 15 raddesinde ziyade hamızı karbon gazına havidir. Menba yağmur suları ile sulandığında suyun hamızıyet ve gazıyet mıktarı azalır.Harb umumiden evvel civar kaza ve tebdili hava maksadı ile gelmekte ve şimal rüzgarlarına maruz olan bu tenha köyde bir müddet aram ve iktisap kuvvet ederek avdet etmekte imişler. Gerze kasabasında serin su olmadığından yazın sular tahta fıçılar içinde kasabaya nakledip satarlar. Bu su hazım için halkça muteberdir buradan suyu 1 metrelik değnek ucuna takılmış olan tahtadan bir yalak ile çekip içtikten sonra yere bırakılır. Su yevmiye 100 Lt. kadar sarf edilir. Gece birikir kuyunun üstü her ne kadar şemsiyevarı tertibatla örtülmüş ısade toz toprak yaprak ve saıreye açıktır. 1335 senesi İSTANBUL’da sureti hususiyede tahlil ettirerek istihsal eylediğim rapor sureti bervechi arz ederim. SUYUN RAPORU: Kimyager Hulisi Aziz Sıhhiye Müdüriyeti Umumi Kimyahanesi No: 1744Berrak manzarada lezzetli ve serbest halinde gaz karbonik harı olan bu madensuyu +100 derece hararetle 3,925 gram kulası yapsısa terk ettiği ve pek cuz’i miktarda Klor sodyum ile sanı ile halinde Kilis magnezi hadit almünü , sud ,potas ile eser silis ihtiva edip hamızı kavli maden suları evsafında olduğunu bılmuayene tebeyyün etmiştir. 1 Nisan 1335 Kimyager Hulusi Aziz Bu suyun lt eteklerinde daha az miktarda olmak üzre daha hafif yeni su mevcut isede istifade değildir. ÜÇÜNCÜ KISIM UMUMİ NUFUS IRK ÜZERİNE NUFUS TAKSİMATI GERZE KAZSI NUFUS UMUMUYESİNİ HAVİ CETVEL IRK DİN ÜZERİNE TAKSİM

MULAHAZATERMENİRUMÇERKEZGÜRCÜTÜRKUMUMİ NÜFUS

AŞİRET: Gerze kazası dahilinde göçebelikle yaşayan ahali yoktur. Fakat Vezirköprü Havza tarafında kışlayan göçebe Acem muhacirleri yazın çay vadilerinde konaklarlar.Buralarda hayvan otlatarak trampa ettikleri bazılarında civar çiftliklerde gündelikçi olarak çalıştıkları görülmektedir.Göçebe Acem muhacirlerinin ekserisi hilekar olduklarından göçlerini kaldırdıkları esnada rast getirebildikleri hayvanları da çalarak savuşurlar ve diğer kazalarda bunları değişir ve değiştirirler.LİSANI

gerze35yr8

UMUMİ: Türkçe’dir şevei lisan farklarla İstanbul lehçesinden çok uzak değildir.Kelime ve mastar sonlarında galiz telaffuz yoktur.Geliyorum = geliyim gidiyorum = gidiyim gibi 93 harbinde bundan evvel iskan edilen Çerkez ve gürcüler lisanı millileri ile konuşurlar ve milliyetlerini muhafazaya saidirler. Rum köylüler ekseriyetle rumcayı bilmezler ana dilleri Türkçe’dir. GİYİNME TARZI: Şehirde yeknesak bir kıyafeti milliye yoktur gibi .Esnaf kısmı uzunca bir palto şalvar fesi üzerine yazma veya Agabanı sarıklı zengince olanlar hurma çekirdeği şeklinde gümüş düğmeli basma veya pazenden mintan yerli dokuma bezden gömlek, ceket, setre, pantolon, palto Abdest ve mes için yumuşak mesli kundura gemiciler ceket geniş pantolon iki tarafı düğmeli yelek gençler bacaklar pek dar bir zıpka keçi derisinden yumuşak çizme çapula: kumaştan bir dalfes veya bandıma sarıklı fes uçlarında gümüş tokalar sallanan bir bel kayışı ve aleleksen yan tarafta bir tabancayı havı bulunurlar. Kadınlar: Ekserisi adi pamuklu çarşaf kalın bir peçe basma uzun entari yerli bezden çamaşır kulaklarında altun küpe boyunda servetine göre bir taneden yirmi beş taneye hamili varı beşibiryerde altunu Mahmudiye dizin altunları ve ve tepelikler : ayakta yarım iskarpin ve kaloş kundura, Hıristiyan zukur ve ınası zamana itaatkardır. KÖYLERDE: Fistanlık basma ve gelinlik için dallı ve uçuk renkli kumaşlardan madasını kendileri dokurlar. Erkekler başlarında beyaz yünden başlık bazılarında başlık fes ve sarık yelek biçimi kısa ceket mintan dokusu kalın bir beyaz gömlek yün kuşak beyaz yahut siyah yünden dokuma don dolak çarık köy kadınları santraçlı mavi beyaz çarşaf kırmızı peştamal üç etekli entari başörtüsü taşırlar Hıristiyan köylülerde kıyafetce bu sistemdedir. GEÇİNME TARZI: Şehirde : derecei haline göre çeşitli yiyeceklere et, sebze, balık Müslümanlar Cuma ve eyamı mubavekede akşamları Hıristiyanlarda ise Pazar yortu günleri mutena bir yemek olmak üzere hamuraşı namı ile hamurdan yapılarak içine yüksük dolusu kıyma yahut yoğurt konularak yaparlar.(MANTI)Yemek davetlerinde yirmi kaptan fazla nefis yemek ihzarı ile misafir ağırlanmaktadır. Bugünkü maişet darlığı bu gibi müsrifane adeti adeti de kaldırmıştır. Fakir pek çok basit bir maişete kanıdır sade suya fasulye mısır çorbası bulgur pilavı mevsiminde salamura edilmiş hamsi uskumru palamut balıkları sığır koyun keçi baş ve ayakları zeytin başlıca gıdadır. Çocuklarda (öğün) haricinde yağlı yoğurtlu ekmek verilir. Her evin müştemilatı meyanında bir fırın mevcut olup kadınlar evlerinin ekmeğini haftada bir defa kendileri imal ederler.Erkeklerin bir kısmı vakti iyi ise öğle yemeklerini çarşı fırınında pide pirzola yaptırarak ayrı yerler. KÖYLERDE BESLENME: Büsbütün sadedir köylü tabiaten olbuminli gıdaya rağbet etmez ve edemez binaenaleyh tavuk yumurta gibi kıymettar hasılatını şehirde satar kendisi mısır çorbası arpa siyez ekmeği ile idare eder. Mübarek günler için sakladığı yağı icabında küçük bir parçayı büyük bir tencereye haşlamak sureti ile kokusundan istifade eder. Bir çok köyler fakrı zaruretten pek acınacak haldedir. Bunların hariçten satın almaları çok kere maalesef vakadır. TARZI İŞTİGAL: Şehirde yemenicilik, gemicilik, kayıkçılık, balıkçılık ve esnafı adiye mevcuttur. Yemenicilik burada kadim epeyce müterakki bir sanat olup yirmi kadar ustası mevcuttur. Sanat için lüzumlu mevat iptidaiyeyi bir çok ameliyeye tabi tutduktan sonra (her yemenici aynı zamanda bir tabak olduğundan) evlerinin avlusunda büyük tahta oluklar içersinde atar çam kabuğu meşe kozalağı ve saireyi tanenli maddeyi içersine kaynar halinde ilave ederek tabaklığını icra eder.Her ne kadar bu usuller deriyi kokmaktan men etse de uzvi kokuları neşirden de hali değildir. Umumi tabakhane evi açılarak daha fenni şekilde bu sanatın tekamülüne çalışmak memlekete bir hizmet olabilir. BALIKÇILIK: Her sene muayyen vakitlerde palamut, uskumru ve külliyetli hamsi, kalkan tutulur hamsiden senede Birkaç yüz fıçı ihraç edilir. Tiflin (Yunus) namı ile bir cins balığı kurşunla avlayarak yağından istifade edilir. Bu yağ kalın olduğundan sanayide kullanılır. Senevi üç yüz tenekeden ziyade ihracat vardır. Köyde bir miktar recberlik kerestecilik tuğla ve kiremitçilik vardır.
Tahoma”>

g7tf0

AHLAK: Bir bab altında sayanı mutalea olarak bu bahsi evvela kasabanın genç kahil mesenlerinde saniyen inas salısen kararda tetkik edelim. 1 – Kasabada tahsil mahalli rüştiye mektebinde ikmal edilir. Esnaf evladı yemenici kasap, bakkal, kahveci, kayıkçı, balıkçı gibi sanatlara dahil olurlar yahut devairı hükümetle kapıcılık mübaşirlik katiplik gibi sınıflarına dahil olurlar.Yahut hanelerinde istirahat ederler. Mekteplerimizin ve kısmen muallimlerimizin hali hazı genç dimalara fikri ve irade terbiye vermekten çok uzak yaşadıklarından bu çok uzaklarda teşebbüs şahsi bilgisi sıfırdır 14 –15 yaşı hedef aldığımız bu gençlerde balkan harbi ve harbi umumi gibi iki mühim hadisat maddi ve manevi bariz bir sükuti ruhiye entaç eylemiştir.Bir ahlakiyedir ki : istihkar yerine habbi hayat vatanperverlik yerine lakaydilik fazilet yerine ve mahas ahlaki ise temini maişete matuf dolanbaçlı bir kar bali etmiştir. Makaza bu tali zümrede Fezaili ahlakiye ile teçhiz edilenler ender değildir. Fahişelik çok azdır. KAHILLERDE: 25 – 55 yaş arasını hedef ittihaz eğliyor .Bu da eşraftan ve tabakadan terekküp eyler. EŞRAF: Avam için bir noktayı temerküz olan zümre içtimai kütle hayat hakikiye yolunu gösterecek bir zihniyete malik olmamakla beraber tarihi kadim bir ananeye teban halka müselkes olurlar. Köylünün mesaisi kıymetinin yarıya anzilihten hasıl olan fazla temettü zamanda balı olduğu yekun ile bu zümreyi günden güne gelen malen semirtirler.Halk için lüzumlu bir hareketi kuvvetten fazla çıkmaya namzet değildir. Bunların menafi zatiyeleri ile ihmal müsademe mevcutsa VASAT TABAKA: Her türlü fikri has ve ceryanlardan azade asude bir dimağ tahsili hemen yok mertebesinde hizmeti müterakki rehber ve harekat meşgulciyelerdir. İbadet ve taat ile iştigalden umuru diniye ile alakadar vakitleri guyaki müsait değildir. Meyüs, nevmit, kasabada zukür vahiden elzacedir. KADINLAR: Zevceleri üstünde oldukça nüfuza malik olan kadınların yüzde doksan beşi ilkokul bile görmemiştir. Beyinlerinde dedikoduculuk ve diğerlerinin hususi ve mahremiyetine tahsisle vakit geçirirler. Evlerini iyi idare edebilirler. İktisadına hakimdir zinet altunlarına itibarı çoktur. Hususi tezgahlarda hanesinin giyeceğini dokurlar. Fuhuş yok ise de sehakaya muptela olanları mevcuttur.Örtünmeye riayet fazladır . Sin izdivaç muayyen olmayıp (kısmete) bağlıdır. Muhafazayı servet endişesi ile akraba arasındaki evlenmeler vardır. KÖYLERDE AHLAK VE MAARİF : Köylü fezaili ahlakıye iktisabı için öğretici ve göstericilerden büsbütün mahrumdur. Bu rehberler asrımızın icabına göre kurulmuş mektepler ve köylü başlarının öğretebileceği şekilde pişirilmiş serbet terbiyeyi fikriye dersleridir. Köylüde iyi ahlak nasıl olabilir? Onun dimağı ocağının yanı başında komşularının içinde ve nihayet nasıl hodul temliki dahilindeki vukuat cereyanlarından aldığını intibaa bağlıdır. Bunun için bugün o eski saf ve metin kavi seciyeti ırkı ne kadar mutasavverdir.! Harp seneleri harp yoksullukları köylüyü en çok ezmiştir. Bundan başka sapan başına geçen tarlada alın terleri döken bir reçber çocuğu cıdali hayata güya aşar mültezimi ile başlar. Mültezim hakkı fersah fersah tecavüz mutalibe kalkışır. Köylünün bunu vermemek için ancak tek yolu vardır (hile) onu yalancı sahtekar eden her şey amillerin en başlıcası aşar kavgasında uğrayacağı malubiyet ve bilerek hakkını zayi etmek hüsranıdır. Bu uğurda ne hükümetten nede köylüsünün ileri gelenlerinden bir himaye ve şefkatçik bulamaz. Köylü misafircidir yedirip içirmek ona zevktir.Toprağı nazarında en aziz sevgidir. Bu hakikate mebni köylü gayei amalini zurra Salih olsun olmasın geniş topraklara sahip olmak ister. Bu itibarla birkaç dönüm tarlası olan kadın kocasını kaybederse hiçbir vakit dul bırakılmaz. On altı, on sekiz yaşında bir gence kırk kırk beş yaşında kocası ölmüş bir kadınla evlendirirler. (ocak yandırmak) bu köylü nazarında iyi bir iştir. İşte alelekser bu tarzda hatip ile mahtume beyninde içtimaiyatın lüzumlu şartları aranılmamasından aile geçimi çok fena olur. Boşanma vukuatı çok görülmese bile hürmeti dile hissi silinir ve gizli fuhuşa yol açar. TAAVUN İÇTİMAİ: Odun kereste tedariki ziraat gibi işlerde birbirlerine muavenetleri görülür ve fakat fırsaten bir gece eşhası mechule taarruza uğrayan komşusunun istimdadına koşmak için cürete az maliktir. Bundan başka bazen bir veya birkaç köy hatta bazen bütün bir nahiyenin köyleri bir grup ehil kara cabbar zalim ve mazisi lekeli bir şerrin tahakkümünden kurtarılamayacak derecede zayıftır ve bu zebunluk onları hükümete onları müracaat ve ızhari şikayetten alakayarda iş başında bulunandar bu cihetleri yekinen tetkik edemediklerinden bu marazı içtimai köylümüzü her gün bir parça daha sefil eder. Müşterek bir tehlike önünde aldıkları şu çirkin lakayitlik emsali ile pek çok defa muhakkak ki köylüyü mutazarır ve perişan etti. -93- seferinde ve ondan bir evvelki Türk Rus harbinde muhaciret sureti ile kaza ve civarına ilticaen gelenlerin sermaye namına malik oldukları yegane şey hiç şüphesiz ki asaletlerindeki enerji iktidardan başka bir şey değildi: Bugün ise memlekette kelimenin manayı tamıyle sahip asilden çok ziyade mevki servet sahibi olmuşlar. Yarım asırdaki şu inkılap ancak mültecilerin bir yandan muhafazai milliye mutaassibane sarılmalarından diğer taraftan sekenei zararına servet için sırkat, gasp, tağdi ve katil gibi haraketler yapılmış elemanlarından tahattüs edilmiş bir keyfiyettir. Türklük ana toprağındaki refahını azar azar kemiren bu mülteciler Çerkez ve gürcülerdir. İntikam sureti ile hışma uğrayan bir Türk yavaş yavaş iradei mudefaasın kaybeder. Bu mültecilerin bilhassa yaşlıları bilakis gayet dindardır ve hak şinas olduklarını ilave edelim. Köylü hükümetin emirlerine çok itaatkardır.Biraz tenbih edilmek şartıyla hayatını istihkar hissi çok derindir. İlme hürmet ve rağbeti ziyade olmakla beraber bu ihtiyacı tatmin edecek vesait ona verilmemiştir: Kazada Mamuttırı Çeçe sultan Akçakese kadı belviran Abdaloğlu karıyerlerde olmak üzere idarei hususiyenin G mektebi mevcuttur. İTİKAT VE YERLİ İTİKAT BATILA : Kasabada evlenme cemiyetlerinde Çarşamba günü damadın yaranı damadı hamama götürürler. Damat orada ahenkle yıkandıktan sonra vakti hali iyi ise (Fuğla) tepesinde icra edilecek olan at yarışına hareket ederler. Birinci ikinci üçüncü gelen hayvanların boyunlarına pazen basma asılır. Akşama doğru kayık yarışı icra edilir. İki bazen üç kayık limanın met halinden itibaren dört beş çifte olduğu halde yarışa başlar. Sahil üzerinde dikilen bayrağı en evvel alabilen birinci olur. Mükafat tayfaya kuzu ile ziyafet verilir. Perşembe günü akşam üstü hanesinden gelini almak için erkekler önde kadınlar arkada olduğu halde (Gelin almacaya) gidilir.dualar okunur.Para ile nimete delalet etmek üzere pirinç saçılır ve aynı veckle zevein hanesi önünde de bu merasim tekrar edilir. Cuma gecesi yatsı namazından sonra ilahilerle ve ufak mehtaplarla ve fişekler yakılarak damat evin kapısı önüne gelinir.Duacı bir dua okur orada mevcut bulunan velisinin elini öptükten sonra damat birkaç yumruk veya çürük yumurta darbeleri alarak süratle içeri dahil olur. Sabahleyin erkenden gelen refik ve arkadaşları damadı hamama götürürler.Bu Cuma günü (semet) günüdür. Gelin bir köşede oturur yüzünü yaldızlarla müdevver şekillerle tezyin ederler.Buna GELİN YAZMA denilir bu esnada bazı heveskar yaşlı kadınlar yazılırlar Pazar günü akşamı damat el öpmek için kayın pederinin hanesine çağrılır(KİŞİYE GİTMEK) birkaç akşam sonra bazen bir vesile ile damadı dışarı çağırarak köşe başında gizlenmiş duran arkadaşları aralarında bulunan (eşeğe) tersine bindirirler ve boynuna çan takarak kahvelere sokarlarmış. DOĞUM: Vukuunda loğusa görmek için ailesine göre katlama denilen saç üzerinde pişirilerek yağlanmış yahut tavada yağla kızartılmış (gözleme) bir peşkir ve birkaç arşın basma veya küçük kıymette bir altın hediye edilir. VEFAT: Vukuunda kırk gün sonra ölünün şadı ruhaniyeti için Mevlidi Şerif okutularak mevlittekilere yemek verilir ve dualar okunur.Son seneler içinde kadınların tarikat nakşibadiye hevesleri görülmektedir (derviş kadın) bunlar alelekser kahile ve menelerden ibarettir. Şeyhlerinden istifade ederek devamlı bir suretle evvadı ve ızkar okurlar. EMRAZI HAMUYE HEZYANLARI ALELASABİYE (DIŞARILIK): Namı verilmektedir ve çaresi izalesi için muska ve okuyuculuk yapanlara baş vurulur. Okuyucular hastayı gördükten sonra geceleyin incir dibinden geçmek göl üzerinde basmak sokağa su dökmek gibi bir şeye bağlarlar.KÖYLERDE DÜĞÜN: Davul zurna ile köçek oynatarak güreş yapılır ve gelin getirilirken havaya silah atılır. Cumagünü zifafhane önünde güreş ve şenlik yapılır. Tüfeği olanlar düğün evinin bacasının hedef alarak yüzlerce fişek yakarlar ve bacayı yıkarlar ve düğün rusumu budur. DORUKDURMA: Teavün umumi maksadı ile bir kış odununun celbi bir yere kereste nakli gibi ahval zukurunda bir hafta evvel şahıs (imece okur) ilan eder ve başa bir koyun keçi veya vaat eder. Bu ilanla komşuları birer koşum olan odun veya kereste ile mukabele ederler. İmeciciler tamam olunca dorukturma başlar. Dört beş hayvanın zurlukla çekebildiği sikleti bir çifte koşarlar çiftin sahibi bütün bir şiddet ve savletle hayvanları dövmeye başlarlar. Hayvan bu feci azap altında ağırlığı zorlayabilirse bahtiyardır.Bu sakim adet bağrı zayıflatmakta olduğu gibi hımayei hissil insaniyeye mugayırdır. Nöbetle köylüler imece ve dorukturmaya devam ederler. Köylerin en yüksek ve güç çıkılır tepelerinde bir takım velilerin gömülü olduğu kanaatine mebni eyyamı mahsusade bu gibi ZİYARET YERİ ne gibidir.Orada ekmek vesaire yiyecek tevzi edilir. Kasabaya onbeş Km. mesafede Çeçe sultan namı ile türbe mevcuttur. Bu zatın Hz.MUHAMMET S.A. veselleme veya sahabiliği söylenir. Köylülerce bazen emrazın şifası için gidilir. Zatın namı izafe olunan köyde bir zaviye bir semaathane bir şeh odası mevcut ise de ızkar orada bulunamaz. HAVA HASTALIĞI: Bu ağlebi ihtimal herhangi bir marazıhad umumiye verilen isimdir.Böylece bir hastayı tazeden tazeye ateşini soğumamış. Bir koyun derisine sararak içerisine bolca baharat katarak hasta içinde olduğu halde dikerler. Hasta boynundan etrafı sefilesi hariç olmak üzere bu tulum içinde kaç saat kalabilirse bırakılır. Gayrı kabil nüfuz olan bu post içinde feci bir surette terki hayat edenler işitilmektedir iyi olanlarda varmış. Bu gibi adetler mahvedilmek üzeredir.Bazı defa nefesçilerin geldiğişlar geldiği ve fakat kimseye duyurmadan savuşturduğu işitiliyor. Kırlangıç sadseyki ruiyetlen mahrum edici hastalıkları iyi edeceğini beyan ve iğfal ile bir miktar para çekerek nahiyei sad’ına veya cıdariyesine yakışan bir yakı ıslak ederek sokutundan evvel savuşur onu arayanlar bulamaz. HALKIN TABABETE KARŞI VAZİYETİ gayet müsaittir ve günden güne bu rağbet artmaktadır. 17 Haziran 1335 te Gereze’ye gelişim ve 9 Haziran 1337 de ayrılışıma kadar elmecmu 23 ay içersinde aşağıdaki müracaat zuhur etmiştir.


ADEDİ MÜRACAAT

Bu rakama muayeni adliye, munekımat, jandarma, bekçi mektepler ve saire dahil değildir. NEZAFETE RİAYET:Kasaba evlerinde aşikardır ve fakat çarşı mahalle aralarında çöp mevcut belediyeler ise lakayıttır. Çamaşırlarda ziyadece leke görülür. Sabunu mukilatla tedarik edebilen Köylerde ise temizlik aranılmaz. Sıcak küllü su ile çamaşır yıkarlar köy evleri bütün bütün pis ve perişandır dıvarlarda deriler çarık, elek kirli çorap vesaireler asılı yorganlar siyah kerler mevcut şayanı esefdir ki Müslüman köyleri Hıristiyanların ki kadar temir değildir nezafete riayet edilmez.HASTANANE : Kaza dahilinde elyevm hastane mevcut değildir. Birkaç yataklı dispanser açılmıştır fakat fuğla tepesinde bir memleket hastanesi ile bir ortaokul yapılması için ameliyatı iptidaiyeye başlanmıştır. İnşaat ahalinin himmet ve gayreti ile vücuda getirilecektir. Tahakkuk etmiş 600 lira raddesinde teberruat mevcut olup nısfından fazlası tahsil edilmiş ve mahfuzdur. Mevkiin ehemmiyeti nüfusun ve halkın ihtiyaç arzusu nazarı itibara alınınca şimdiye kadar bir memleket hastanesi açılmaması eseftir. ECZAHANELER: Kasabada iki eczane mevcuttur. Bunlardan biri musalla camisi civarında mahkeme yanındadır. İsmi Gerze Eczanesidir. (Hacı Akif Efendi Zade İhsan) Eczacı mektebinden mezundur. Diğeri Hamidiye Mahallesinde kain (Şifa Eczanesi) Mutekait eczacı Fevzi’dir. Askeri Tıbbiye Eczacı kısmından mezundur. Her iki eczane dahi fevkalade mükemmel değildir. MEKTEP: Kasabada zukura mahsus rüştiye mektebi musalla iptidai mektebi bir inas rüştiyesi bir iptidai ve hususi inas kısmı ve bir tane zukür ve inas rum iptidaisi mevcuttur. Müslim zukür talebe mevcudu 320 inas talebe mecmuu 220 Hıristiyan talebe ise 75 tir. Zukur rüştiye mektebi limana nazır ve iskele üzerinde ahşap bir bina olup altı sınıflıdır şeraiti havaiye iyidir vasat derecede çalışırlar. % 3 zayıf çocuk bulunur. Bir muallim bir muavin birde hademe (mübaşir) vardır. İNAS RÜŞTİYESİ o civardadır. Üst katta büyük bir de çok küçük zemin katta ise tavanı alçak ziyası gayri kafi diğer bir küçük olmak üzere üç odalıdır. Burası da şöyle böyledir teneffüshane bahçe, avlu gibi müştemilattan mahrum bulunmakla hıfzı sıhaya muvafık değildir. İNASI İPTİDAİ.: İhtiyar bir kadın tarafından küçük bir odada ders okutulur. Rum Mektebi: Kilisenin avlusunda kain olup nisbeten büyük ise de haraptır. Talebe arasında mahdut cerb vakaları görülür afatı efenciye görülmemiştir. MEDRESE: Musalla camisi civarında on hücreyi havi bir medrese ve bir kütüphane mevcut ise de metruk kalmakla 1937 de askerlik şubesi olmuştur. Hayatı İslamiyeyi idame ettirecek ulemayı munevveriyesi olmasını temenni ederiz. HANLAR: Hasbel icap merkeze inen köylülerin yatması için çarşı içinde Ali ustanın kahvesi ve dört odası vadır. Boyabat Gerze arasında nakliyat yapan katırcılar yazın ağaç diplerinde kışın bu han ve kahvede peykelerde yatarlar. OTEL: Sofunun oteli namı ile bir otel vardır. Altında kahvesi yukarıda dört odası 7 – 8 karyolası mevcuttur. Sahibi temizliğe meraklı müşteri zor bulunur.HAMAMLAR: Merkezde iki hamam mevcut olup bunlardan birisi Hesapçı Ahmet ağanın hamamı hali faaliyettedir. Diğeri Köşk Hamamı namı ile bir grup vereseye ait olup ataletledir. Suyu olmadığından yazın şehrin suları azalır. Hamamcı ile Köşk mahallesi arasında su nizaları çıkar. FABRİKA: Çayları saydığımız vakit Çakıroğlu ve Çayağzı kereste fabrikalarını zikir edilmişti. Bunlardan başka bir müessese yok ise de çayların mecrası üzerinde otuz kadar hızar yani kereste biçen testereleri su kuvveti ile dönen tertibatlar vardır. Yüksek bir oluk içinden şakulen sukut eden su önündeki dişli çarkı odaki bir manivela ianesi ile çelik bir testereyi tahrik ve gidip gelme hareketi vasıtasıyla kütükleri keser adi su değirmenleri dahi bu basit tertibattan ibarettir. BİNA TARZI MİMARİSİ: Bina %98 ahşaptır haricen kaplama tahtası makamının da bir metre tül ve 5 cm ince gürgen tahta ile mestur olup bazıları kireç sıvalı bazıları muhtelif boyalarla kaplıdır bu binada hiçbir zevkiselim görülmez ve bütün evler birbirine benzer. Birinci kat ikinci kat bazıları da üç kata malik ise de bina haricen görüldüğü gibi olmayıp oturulur bir veya iki odası vardır. Binayı büyük başlayıp yarım bırakmak ve tamamın evladı zukura terk etmek adet hükmündedir. Kasabada bini mutecaviz ev vardır. Bir de Rum kilisesi vardır. ŞEHRİN KÖYLERİN VAZİYETİ: 1 – Kasabanın vaziyeti tabiyesi şarka doğru imtidat etmiş bir şibiceziredir. Şibicezire denize doğru uzandıkça armut şeklinde incelenir ve on metre yükseklik bir tepe ile süslenir KÖŞK TEPESİ Şibicezire denizden 5 – 20 metre kadar yüksektir. Etrafı ve zemini tabakatı sahravinden murekkep olup yan taraflara doğru hafif vursanlar arz eder yarı adanın şimal kısmında şimale nazır cenup kısmında o kısma nazırdır. Fakat kışın deniz çok dalgalandığı için seneden seneye denizin ve suların sahil kısmının sağlam zeminine kadar nöbet nöbet yıkılıp göçmektedir.Bu sebepten cihetle haneler sahilden biraz uzağa inşa edilir ve şimal rüzgarlarına karşı cephe alınmaya pekte rağbet edilmez. Takriben otuzbeş sene evvel köşk mahallesinde çıkan büyük bir yangında şehrin üçte ikisi yanmıştır ve sonradan yeniden yapılan inşaat için oldukça bir plan görülmüştür ve köşk burnundan musallaya kadar geniş bir ana caddesi mevcut olup haneler bunun etrafındadır. Bu ana cadde mulaki olanlar diğer armut sokaklar dahi ada ada tefrik edilmiştir. Diğer kısımlar ve derenin sağındaki kısım ise gayri muntazam evlerle çirkin bir mahalledir. Gerze limanı karayel, batı, lodos rüzgarlarına karşı mahfuzdur. Yalnız büyük merakibi bahriye barındıramaz deniz içinde ve burun önünde taş yığınları mevcuttur.2 – Köylülerin vaziyeti: Alelekser dağ kenarlarında tepelerde ve vadi yamaçlarında olduğunu zikretmiştik. Arazi arızalı ve cebeli tarlalar birbirinden yarım bir iki üç saat fasılalı olduğundan köylü için toprağın yanı başında bulunmak mecburiyeti ve hükümetin ise gösterdiği alaka sebebi ile herkes istediği bir tepeye bir ormana evlerini köy teşkili hissini duymamış. HELALAR: Kasabada şehir tabiaten kanalizasyon yapmaya çok elverişli olduğu halde helalar çukurdan ibaret kalmıştır.Yağmurlarla beraber lağım suları su yollarına geçer. Çukurları birkaç senede bir yanı başındaki diğer bir çukura dökerler yahut denize atarlar. Köylerde lağım çukurunda olmadığından evin bir yanında birikir buraya ahırların mahsulatını da taşıyarak mevsiminde tarlasına döker. Bu sebepten köyde şehirde en kesretle meşhur olur. Harbi umumi içinde bilumum kanalizasyonların derecei ehemmiyeti takdir ve halkı teşvik eden kaymakam Durmuş Bey lağım inşaatına başlatmış ve kırk elli vucuda getirilmiş bu zatın vucudu ile kaim olan inşaat sekteye uğramıştır elyeum belediyesinde 600 lira lağım parası mevcut olup bir desti himmeti beklemektedir. KABRİSTAN MEVKİİ VAZİYET COĞRAFİYESİ : Kasabada bir asır yüz elli haneden ibaret olmasına nazaran musalla denilen Hamidiye Mahallesi dahilinde bulunan bir servistan makbere ittihaz edilmiş ve sonları şehir büyüdükçe mezarlık dahilde mahsur olup kalmamıştır. Dairen 1,5 m irtifada duvarlarla çevrilidir muhili 1,5 Km² den fazladır ve bir asırdan beri ölü ile artık hali işbaa gelmiş ve geçmiştir bundan başka haritada görüldüğü veçhle hamidiye suyu kabristanın cenup kısmını kat ederek mekabir arasından ceryan eyler. Şu suretle mevadı uzviyenin suya karışacağı şüphesizdir. Şehrin on dakika uzak bir mesafesinde kısmen ağaçlıktan murekkep yeni kabristan açılmış ise de buraya gömülenler gariban kimsesizlerdir. Yerliler eski kabristanda ecdadı yanına gömülme elemini takip eder. Kasabanın havayı nesimisini mugayir makberinden kurtarmak için buraya cenaze gömülmenin meni lazımdır. Bu suretle şehrin havası safiyet kesbiyet eyleyeceği gibi birkaç sene sonra mükemmel ferahfeza bir belediye bahçesi yapılabilir. CİVARDAKİ BATAKLIKLARIN MEVKİ, VUSATI, ESBABI KURUTULMASI : Arz ettiğimiz vechle bataklık tabirine şayan durgun su yatakları yok gibidir. Ancak mecralar üzerindeki bazı arazide feyzanın getirdiği balçıklı toprak üzerinde terekkübatı cüziye olur. Başlıcası Kanlıçay mecrasında yenicuma mıntıkası Çakıroğlu deltası ve çayağzı mansaplarındadır. Vusatea 5 – 8 Km. raddesindedir ki buda yerine göre nehre bir yatak teşkili ve tespiti gibi ahali Yardımı ile husule gelebilir. Sahilde kasaba civarında ufak dereciklerde de daha küçük ruküt mıntıkacıkları vardır. Şehirde açık hela kuyularının durgun satıhlarında ve incir ağaçlarının geniş yaprakları üzerinde sivri sinekler yumurtlayabilirler. Çok şükür ki bunlar göleksi cinsindendir. Çakıroğlu ve Sarımsak çayı civarlarında ve çayağzında Anofel bulunur diğer yerlerde bulunmaz. Kan muayenesinde veya tresyana ve bazen de tropıka görülmaktedir. İÇİLEN SULAR: Kasabada üç nevi memba suyu sarf e istihlak edilir. Zeril harita Köşk suyu, Hamdiye suyu, Çarşı suyu Köşk suyu: Birisi kasabadan 2 Km.lik mesafede bir dağ eteğinden çıkar. Diğeri menbaa 400 m bir mesafeden demir boru ile getirilerek ilave olunur. (ENGEL SUYU) namı ile o mevkiden zuhur eden sulardan murekkeptir. Su içtima noktasından itibaren ufak bir meyil ile ivızaçlı bir hat takip ederek Horasan ve kireçle yapılmış adi bir mecradan isale olunur. Bu kanal suyun mecrasındaki bağ ve bahçelerin sahipleri tarafından açılarak bir çok noktasından kullanılır. Kasabaya girinceye kadar muteaddit mevkide bu suretle telefata ve kirlenmeye sebep olur bu halin men’i lüzumludur. HAMİDİYE SUYU: Kasabaya 1,5 Km. mesafe dere içinde ceviz ağacının yanından çıkar ve aynı tarzda mecra ile isale olur. Mecrası bağ ve bahçelerdir şehre dahil olduktan sonra kabristanın cenup kısmını bir baştan diğer başından geçer. Binaenaleyh bu suyun kullanılması daha çok mahzurludur. ÇARŞI SUYU: Buda hemen bu derece bir mesafeden bir bağ içinden çıkar. Diğerlerindeki usul ve tarz ile olunur. EŞRAFI HÜKMİYE KİMYEVİYE: Köşk suyu + 10, Haimdiye suyu + 11 , Çarşı suyu + 10 dur. Her üçü de tecrübeye konulup beyaz bir kağıtla bakılsa hafif maimtırak bir renk verir. Her üçü de + 40 kadar ısıtılırsa koku vermezler ve keza bulanık venede cüzi nahoşluk eseri de yoktur. Kimyevi tahlil ve saiti olmadığından bu husus hakkında malumat verilmez. Ancak her üçü de son iki suda daha fazlaca olmak üzere güzergahlarında kimyeviyatı teressubatı terk ederler. KÖYLERDE SU.Ekseriyetle membavve bazı yerlerde dere suları içilir. Membalar helalardan uzaklardadır köylülerin membaları daha temizdi ve evler müteferrik olduklarından bu suretle telefat mahzur olmaz. BEŞİNCİ KISIM EMRAZI MAKADE VE BELEDİYE: Köylerde pek müntesir % 30 – 60 raddesinde daicerb bu da beş nispetinde krağ celemışlar hemen herkeste mebzul bir suretle didanı stvaniye ve % 1 – 2 nispetinde didanı şeritiye mevcuttur. Emrazı celyenin ve cerbin ziyadeliği nezafete riayet edilmediğidir. Cerp en evvel Trabzon muhacirleri ve terhis olunan askerlerle gelmiş ve tedavi göremediklerinden çoğalmıştır.Bu suretle % 5 seberi iktimadi şekle mutakip olarak Nevzat ve çocukta vahim ızdırabatı mucip olmaktadır. Eskaridelerin ziyade görülmesi su mecralarının lağım ve sairenin telvasından ve çiy sebzelerin yenmesinden şerit ise pişirilmemiş pastırma yenmekten oluşmuştur. Başlıca şayanı dikkat beldi bir hastalık görülmez. MEVSİM HASTALIKLARI: Haritamızda tirşe renkle gösterilen mıntıka ve kasabada münferit halde sıtma, hastalığı sonbaharda ve kışın zuhur eden zatülrie ve seri olarak geçen soğuk algınlıkları kışın ve ilkbaharda nezleler görülür. FRENGİ: Sinop hastanesi kaydına göre frengi % 3 – 4 kadar görülür fakat bu nisbet büsbütün hatadır. Onbeş sene evvelki teşkilatla vazedilen bir nisbet bir yandan tedavi diğer taraftan eski hataların tashihi ile bu nisbet binde 3’e düşecektir. Esasen kasabada fuhuş çok ender olmakla beraber Yamacık, Karlı, Sarıyer, Küplüağzı gibi mıntıkada hesaptan hariç tutulunca fuhuşta hemen yok denilir. Bel soğukluğu askerden kardan evdenlerde binde beş nispetinde vardır. VEREM: Verem binde 6’yı tecavüz eder seyir eyler iltihabı azm derini ve daipot veremi ebyaz zatıl peritan derini hitazirit iltihabı aktadat lenfine derina vakaları bu nisbeti yükseltir. Ahalinin % 95’i hemen aşılıdır. Seneden seneye % 15 aşı yapılır. Bu güne kadar hiç çiçek vakası görmedik. KUŞ PALAZI: 1335 Senesinden beri vefat diğeri serum zevki ile şifa bulmuştur. İki difteri vakası çıkmıştır ve vaka tekrar edilmedi. BOĞMACA ÖKSÜRÜĞÜ: Mevcut olan bir hastalık varsa o da salgın Adei nakfiye iltihabıdır vakanın hepsi incelenmiştir. Bunlarda tetbir ve takibatta tabi tutulmaktadır. KALI DİZANTERİ:Eşkali seyriyesini arz eden hastalıklarda büyük yağmurları müteakip tesadüf olunmaktadır. Kahillerde şifa ile çocukta bazen vefat ile tecelli eder. SIRAYET YOLLARI: Daima söylediğimiz vechle su yolları ve hela çukurlarının şekli hazırı sırayet için daima büyük bir rol oynamak istidadındadır. 1332 veya 1333 senesi zarfında yazın zuhur eden ve Trabzon muhacirleri ile gelen kolera mikropları sulara karışarak vahim bir Asya kolerasını meydana getirmiştir. İki ay kadar devam eden salgın günde 5 – 15 kadar vefatı mucip olmuştur. Bu salgın esnasında bilhassa suların iyi bir suretle zapt ve vaptı lazım iken bilakis su yollarını bozarak ve güzergahtan daha suyu telvıse müsaade ederek pisliğe yol açmıştır. Nüfusça telefattan korkan halkın ekseriyeti civar köylere ve bağlara giderek kendilerinin halkla temasından men etmişlerdir ve sularını kaynatarak içmek sureti ile korunmuşlardır. Binaenaleyh hela çukurları ve su mecrası bu şekilde kaldıkça memleket daima kolera, dizanteri hastalıklarından hiçbir zaman kurtulamaz. AKIL ASABİYE HASTALIKLARI: Pek nadirdir şayanı bahis değildir.CÜZZAM: Cırnık kariyesinde dört beş nüfus efraddan murekkep bir aılede cüzzam mevcuttur. Fakat köylerle temasları olmadığından korkunç addedilmez sede bunların daha hususu bir meskene alınarak orada bakılmaları ve hayatı içtimaiyeden uzaklaştırılması uygun olur kanaatindeyim efendim. İki harita ekidir12 Temmuz 1337 AyancıkDoktorBahattin Kökdemir

Comments